The primary intent behind encourage add-ons is perfect for new participants to strike away from their gambling knowledge of a bang when signing up in an online casino real money paypal Kristian Schaefer. That is a classic Las Vegas designed internet casino which has all the stuff an Aussie could want make an internet based gambling and it is where you can lots of thrilled individuals.

Muhasebe Müdürü Rüstem abi

Posted by Hamdi Özçelikel on 23 Nisan 2017 in İ.K with Comments closed |

Uzun yıllar Türkiye’nin değişik yörelerinde görev yapma şansı bulabildim. Bu nedenle de değişik kültürlerde ve yönetim anlayışlarını da tanıma fırsatı yakalamış oldum. Bunu kendim için büyük bir zenginlik olarak görüyorum.

Anadolu’daki görevlerimde genellikle benden istenen “güvenilir adam” niteliğindeki insanları işe almamdı. Her ne kadar henüz güvenilirliği ölçen bir sistemin bulunmadığı, eğer bir takım endişeler varsa, sistemin güvenli olmasının bu endişeleri ortadan kaldıracağını anlattım yıllarca. Ama sonuç değişmedi, hep güvenilir adam istendi.

Bazı patronlarla yaptığımız karşılıklı konuşmalarda “hep güvenilir adamları işe aldığınıza göre, bu güne kadar hiç kazık yemediniz herhalde” diye sorduğumda ise aldığım yanıt şuydu: “Ohoooo, yediğimiz kazığın hesabı yok”. İyi de o zaman bu kazığı kimden yediniz? Hala akıllanmadınız mı? Hayır hala akıllanmamışlar ki güvenilir adam konusundaki ısrarları devam etmekte, aşağıdaki gibi bir organizasyon yapısı ile çalışmaya devam etmekteler.

Başkan : Ben

Sekreter : Yeğen

Pazarlama Müdürü : Kayınçom

Muhasebe Müdürü :Rüstem abi

Tabii böyle bir organizasyonda kişiler işi biliyorsa bir yere kadar anlamak olası. Ama yaşananlar bu kişilerin işi bilmekten çok patronun söylediklerini harfiyen uygulayan memurlar olduğunu göstermekte. Bu ekip ahlaki bir sorun yaşatmasa da işi bilmemekten ve rekabete ayak uyduramamaktan kaynaklan nedenlerle şirketi zor durumda bırakmaktadırlar.

Bizim önerilerimiz de sistemi kuracak profesyonellerin şirkete davet edilmesi, sistemin kurulması ve denetimin sistem aracılığıyla yapılaması yönünde oldu hep.

Tabii bunu başarabilenler aile şirketlerini sonraki kuşaklara aktarabilecek, diğerleri ise kaçınılmaz kurala tabi olacaklardır : Babalar kurar, çocuklar yer, torunlar gömer.

Etiketler:, , ,

Profesyonellik deneyim ve çaba gerektirir

Posted by Hamdi Özçelikel on 3 Nisan 2017 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Profesyonellik, bilgi birikimi ve deneyim gerektirir ama bir de bunların etkin kullanımı ve günlük hayata aktarımı gerekir demiştik.

Konunuzun uzmanı olabilirsiniz de bunu günlük hayata yansıtmıyor bilginizi kendinize saklıyorsanız, profesyonelliğinizden söz etmek mümkün değildir. Bir üniversitede kürsü başkanı olabilirsiniz, bilgi ve deneyiminizden kuşku duymak kimsenin haddi de olmayabilir ancak yetiştirdiğiniz öğrenciler fark yaratmıyorsa ne demeli? Bir öğrenci gördüğünüzde ” yoksa sen Ahmet hocanın öğrencisi misin? ” dedirtemiyorsanız profesyonellik tanımı size göre olmayabilir.

Herkes profesyomel olmak zorunda değil tabii. Bu bir yaşam seçimidir, saygıyla karşılamak gerekir. Ancak o zaman da fark yaratan ve parmakla gösterilenlerin, iz bırakanların arasında olmayı da beklememek gerek tabii.

Bu nedenle sadece bilgi ve deneyim değil, bunların topluma, işe, sorunların çözümüne, barışa, mutluluğa yansıması için oldukça yoğun bir çaba gerekir ki, bu oldukça zor bir çabadır, insanı gerçekten yorar. Ancak bu yorgunluk yaşamınızın en keyifli yorgunluğudur belki de.

Etiketler:, , ,

Profesyonellik nedir?

Posted by Hamdi Özçelikel on 29 Mart 2017 in İ.K with Comments closed |

Başkalarına sorduğunuzda profesyonelliği şöyle tanımlayanlar olabilir.

  • Profesyonel, işini doğru yapandır
  • işinin uzmanıdır
  • Duygularını katmaz
  • Başkalarını da işe katmayı bilendir.
  • İşini en iyi, en kaliteli yapandır vs.

Aslında tüm tanımlar doğrudur. Çünkü bu tanımı yapanların hepsi, kafalarındaki bir tanıma göre de olsa, sıradan iş yapanlarla, fark yaratanları birbirinden ayırmaktalar. Profesyonellik de böyle bir şey işte. Sıradan kişilerden sizi ayıran, parmakla gösterilmenizi sağlayan, saygı uyandıran, fark yaratan tutum ve davranış, iş yapış biçimidir.

Profesyonellik bir taraftan bilgi birikimi ve deneyim gerektirdiği gibi, diğer taraftan da bu birikim ve deneyimin etkin kullanımını ve beklenen sonuçları almayı gerektirir. Yani size, ustalığınıza yakışan sonuçlar.

Bir bakım ustasını düşünün. Ben ustayım dediğinde ” ainesi iştir kişinin ” derler ve bir arızaya davet ederler. Eğer o arızayı herkesten farklı bir yöntemle ve daha kısa bir sürede çözebiliyorsanız size ” usta ” derler ve saygı duyarlar, aksi taktirde sıradan bir bakımcıdan farkınız kalmaz.

Tabii bu tutum ve davranış biçimini, yani profesyonelliği sadece iş hayatında düşünmemek gerek. Baba babalığını, muhtar muhtarlığını, yönetici de yöneticiliğini kendinden beklenen ve kendine yakışır şekilde yapmalıdır. Ancak işini, görevini ve sorumluluklarını bu şekilde yerine getiren insanların profesyonelliğinden söz edilebilir.

 

Etiketler:, ,

Sen seni bil sen seni

Posted by Hamdi Özçelikel on 26 Mart 2017 in Kurumsal with Comments closed |

Fark yaratan bir eş, anne, muhtar, STK Başkanı ya da yönetici olmak demek, o görevin, makamın gerektirdiği tutum ve davranışları gösterebiliyor olmak, size yakışan ve yakıştırılanı sergilemek demektir, bekleneni vermektir. Anneliğin, şefliğin, yöneticiliğin hakkını vermek demektir. Yani hangi kademede olursa olsun yöneticilik bir tutum ve davranış biçimidir diyebiliriz.

Bu 360 derece anket yoluyla siz, amiriniz, yandaşlarınız, varsa ve gerekliyse astlarınızın sizin hakkınızdaki görüşlerini alıyoruz. Bunlar dünyaca genel kabul görmüş yönetimsel tutum ve davranışlar tabii. Anket formlarını size gönderip tarafınızdan dağıtımını ve doldurulduktan sonra da isimsiz olarak doğrudan bize gönderilmesi yetiyor. Amaç, başkalarının sizi nasıl gördüğüne dair bir farkındalık yaratmaktır.

Anketin sonunda yapılacak bir değerlendirme ile grafiğiniz oluşturulacak ve size özel detaylı bir rapor yazılacaktır. Ayrıca bu rapor istenirse skype üzerinden de paylaşılabilecektir. Daha detaylı bilgi için lütfen arayınız :

0532 2546620 Lala Paşa

İşini severek yapmak

Posted by Hamdi Özçelikel on 26 Mart 2017 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Bu konudeskisehirli-copcua söylenmiş o kadar çok söz var ki, yeniden tekrar etmek istemiyorum. Ancak ben profesyonelim demesini bilen, genelin içinde farklı olmak isteyen bir kişinin sevdiği işi yapması ya da işini severek yapması başarı düzeyini tabii ki arttıracaktır. İnsanın sevdiği işi yapması her zaman olası olmayabilir, bunu anlayabilirim. Ancak ne iş olursa olsun, işini severek yapması önemlidir.

Eskişehirli çöpçü dostumuzu ve yorumu size bırakıyorum.

 

Etiketler:, , ,

Portakal soymak ya da orkestra yönetmek

Posted by Hamdi Özçelikel on 15 Şubat 2017 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Ünlü İtalyan besteci Toscanini sekseninci yaş gününde oğlunun hazırladığı sürpriz bir doğum günü partisi ile pek de mutlu görünüyordu. İtalya’nın ünlü sanatçıları ve üst düzey bürokratlarının da katıldığı partide bir ara konuklardan biri oğluna yaklaşarak şöyle bir soru sordu: Babanızın yaptığı en önemli iş nedir? Çocuk şaşırdı bir an durakları ve şöyle yanıtladı: Babam için portakal soymakla orkestra yönetmek aynı şeydir.

Profesyonel düşünceye sahip biri için de yanı şey geçerlidir. Ne iş yaparsanız yapın, ister küçük bir not yazın ister fizibilite raporu hazırlayın, ne fark eder ki? Sonunda yaptığınız iş sizi yansıtacağına göre, size yakışan kalitede olmak zorundadır.

Etiketler:, ,

Bardağın boş yanı

Posted by Hamdi Özçelikel on 12 Ocak 2017 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Hani hep derler ya ” bardağın dolu tarafını gör ” Belki günlük yaşamda, iyimser olmak, bulduğunla yetinmek, şükretmek anlamında iyi bir deyiş olabilir ancak iş dünyasında da aynı bakış açısı geçerli olabilir mi?

Ben iş dünyasında bardağın boş yanını görme taraftarıyım.

Örneğin, bardağın dolu tarafını görerek ” satışlarımız iyi, piyasanın %40’ı bizim” demek ne kadar olumlu bir bakıştır? Bu durumda ve bu düşüncede iseniz doğal olarak, durumdan memnun olduğunuz, daha iyisi için bir adım atmanıza gerek yok gibi görünmekte. Halbuki bardağın boş yanına baktığınızda piyasanın %60’ının sizin olmadığı da görülmekte. O zaman bir şeyler yapmak için çabalamaya başlarsınız.

Sahip olduklarınıza şükretmek tabii ki güzel bir şeydir ancak sahip olamadıklarınıza üzülmüyorsanız, elde etmek için çaba da harcamazsınız. Tabii bu asla olumsuz anlamda bir HIRS’a dönüşmemelidir.

Etiketler:,

Bir iyi bir de kötü haberim var

Posted by Hamdi Özçelikel on 2 Ocak 2017 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Hani amerikan filmlerinde olur ya, işte öyle. Önce hangisini söylesem ki? Haydi kötü haberle başlayalım. Yeni yıla girdik ama sorunlarımız da bizimle birlikte girdi yeni yıla. Ekonomik, siyasi, coğrafi vb. bir çok sorunla bilikte girdik 2017’ye. Ama biz bunca sorunu bırakıp işimizle ilgili olan ve sanki zor günlerin kurtarıcısı gibi görünen ama bizi oldukça yoracak olan endüstri 4.0 dönüşümüne bakalım.

Daha önceki yazılarımızda bu dönüşümün gerçekten de hem teknolojik hem de anlayış değişikliği gerektirdiğinden söz etmiştik. Bizi ilgilendiren yanı da tabii ki insan kaynakları.

Birlikte çalıştığınız kişiler sizinle bu yolculuğa hazır mı? Bilgi, beceri, deneyim ve daha çok da anlayış olarak kol kola girebileceğiniz kişiler mi? Geleceğe ve işe sizin gibi bakabiliyorlar mı? Yanıtınız evet ise sorun yok ama gerçek durum pek öyle değil gibi.

İki şansınız var: Birincisi “koy kapının önüne” kuralı, ama arzu edilen ve sanıldığı kadar da kolay bir yöntem değil. Diğeri ise mevcut çalışanlarınızı değiştirmek, geliştirmek. Haa, mevcut çalışanlar derken herkesi değil tabii (paranız çoksa bilemem) kilit çalışanlarınızdan söz ediyorum.

Şirketinizin geleceğini oluşturacak, belki de işleri sizden devralacak kadroların oluşturulması için insanlara yatırım yapmaya başlamanın zamanı geldi de geçti bile.

İyi haber mi?  E, biz varız ve yanınızdayız.

Etiketler:, ,

Patron ne ister?

Posted by Hamdi Özçelikel on 25 Aralık 2016 in Aklımdan geçenler with Comments closed |

Patron tüm çalışanlarının kendisi gibi olmasını, kendisi gibi işi sahiplenmesini ve sorumluluk taşımasını ister. Hatta iş görüşmelerinde bile düştüğümüz hatalardan biridir adayın bizim gibi olmasını istemek. Patron bekler ki, herkes onun gibi olsun, onun gibi çalışsın, tırnaklarıyla kazısın, sabahlara kadar iş yerinde bulunsun, tatil filan yapmasın vs. Ama öyle olmuyor tabii, bu beklenti asla karşılanmıyor.

Bundan daha doğal ne olabilir ki? İnsanların farklı yaşamları, eğitimleri, ahlak ve sorumluluk anlayışları, beklentileri, hayalleri vardır. Herkes kendi doğruları içinde ve kendi bildiği gibi hareket etmeyi ister ve bu doğaldır. Zaten bunun için hayal kırıklıkları yaşamıyor muyuz?

Aslında bu beklentiler patronun bireysel beklentileri değil, her patronun genel olarak görmeyi arzu ettiği yönetim becerileridir. Çalışan kazanır anlayışının egemen olacağı bir düzende fark yaratan ve farklı davranabilenlerin ön planda olacağı  vurgulanır ve yönetim tarzı buna göre değiştirilebilirse neden olmasın ki?

 

Profesyonel kimdir?

Posted by Hamdi Özçelikel on 23 Aralık 2016 in İ.K with Comments closed |

Sözlüklere baktığımız zaman genellikle karşımıza şöyle 2 tanım çıkmakta:

  1. Para karşılığı iş yapan kimse
  2. Bir meslek sahibi olan kimse

Tamam da, herkesin para karşılığı iş yaptığını ya da bir meslek sahibi olduğunu düşünürsek, bu tanıma göre herkes profesyonel gibi görünmekte. Ama biz herkese profesyonel demiyoruz. Size göre kimdir profesyonel, ya da siz kime profesyonel dersiniz?

Copyright © 1970-2017 İK Dinozoru All rights reserved.
This site is using the Desk Mess Mirrored theme, v2.5, from BuyNowShop.com.